Примеры использования: yields

- They're modifying the warhead yield.
- Başlığın verimini arttırıyorlar.
Some low risk, high yield.
Bazı düşük riskli, getirisi çok olan.
Do not BS me about the yield, Mitchell.
Ürünün standartlarını bana anlatma, Mitchell.
I care about high-yield offshore investments.
Yüksek getirili denizaşırı yatırımlara önem veriyorum.
I yield three minutes to the leader.
Lidere üç dakikamı veriyorum.
Seems to me that a savings account would yield a higher rate of return.
Bana daha yüksek oranlı dönüşler sağlayacak bir mevduat hesabı gibi geldi.
This worthless land, with water, will yield much.
Bu değersiz toprak, su ile çok ürün verecek.
"Only with this crooked song shall the crooked man yield."
"Yalnızca bu çarpık şarkıyla çarpık adam gelir".
I want the current 10-year yield.
10 yıllık gelirleri bul.
A higher purity means a greater yield.
Daha yüksek saflık, daha büyük kazanç demek.
This yield belongs to this guy.
Bu mahsul çocuğa ait.
More than twice the yield of the device we used last night.
Randımanı son kullandığımızdan iki kat daha fazla.
As soon as it's put under strain, a copper wire, for instance, it visibly begins to yield.
Gerilmeye maruz kaldığı anda bariz bir şekilde esniyordu.
And never yield to force.
Asla güce karşı başını eğme.
Double our yield of tomatoes per square foot.
Domates verimini metrekare başına ikiye katlarız.
It was only a small amount but the yield should be relatively high.
Ufak bir meblağdı ama getirisi oldukça yüksek olacak.