Примеры использования: wrinkle

I won't let one little wrinkle mark your face.
Yüzünde küçük bir kırışık bile olmasına izin vermeyeceğim.
I mean, you spend thousands on that wrinkle stuff made from whale urine.
Şu buruşuk, balina sidiğinden yapılan şeylere binlerce dolar harcıyorsun.
Oh, God forbid you wrinkle your jacket.
Oh, aman ha, ceketin buruşmasın.
Now, this won't wrinkle my top, will it?
Bluzum kırışmaz, değil mi?
I'll fold it in tissue so it doesn't wrinkle.
Buruşmaması için kılıfıyla dolaba koyacağım.
Did you get my wrinkle cream?
Kırışık kremimim aldın mı?
A staggering 3 million wrinkle-lipped bats live here.
Burada yaşayan 3 milyon buruşuk dudaklı yarasa gibi.
You want me to wrinkle up in here?
Burada buruşmamı mı istiyorsun?
Wrinkle pattern's too varied.
Kırışıklığın yönü çok dağınık.
You say one word about a hair or a wrinkle,
Buruşukluklar veya saçla ilgili bir şey daha söylersen..
But there's a wrinkle.
Ama bir kurnazlık var.
She doesn't want to sit in her dress and wrinkle it so I'm going to lay her down in the back of my neighbor's van!
Oturup da elbisesini kırıştırmak istemiyor o yüzden onu bizim komşunun minibüsüne yatıracağım.
- Try not to wrinkle this dress.
- Elbiseyi buruşturmamaya çalış.
I've had it up to here with those freeloading wrinkle bags.
Bu otlakçı kırışıklık torbaları burama kadar getirdiler.
I presume is the plight of the Druid boy, that's causing your forehead to wrinkle like a lizard's elbow.
Sanırım alnındaki buruşukluğun sebebi Druid'in ölecek olmasından kaynaklanıyor.
I'm coming to you with the latest wrinkle in a story that sent shockwaves through the financial world of Gotham.
Gotham'ın finans dünyasını sarsan son kurnazlık haberiyle karşınızdayım.