Примеры использования: work hard

Anything is possible if we work hard enough.
Yeterince uğraşırsak her şeyi başarabiliriz.
Don't get carried away with play, concentrate on your books and work hard.
Kitaplarına konsantre ol ve çok çalış.
That's why I work hard and go to the academy even though I don't want to go.
Hiç gitmek istemediğim halde kursa gitmek için çok uğraşmanın nedeni bu.
Look, I worked hard to be a part of this team, Skills.
Bak, bu takımın bir parçası olmak için çok çalıştım Skills.
I didn't have to work hard for it.
Uğraşmam gerekmedi.
Hey, your mother worked very hard on this party, now you be nice to her or we're cancelling the puppet show.
Hey, annen bu partiyi hazırlamak için çok çalıştı, şimdi ona iyi davran yada kukla gösterisini iptal ederiz.
You work hard to bury them, but they're there.
Onları saklamak için çok uğraşıyorsun, ama onlar, orada.
She did work really hard on those auditions and she is impressive.
Seçmelere gerçekten çok çalıştı ve çok etkileyiciydi.
With a quick word of advice - work hard, survive.
Bir tavsiyem var - çok çalışırsanız hayatta kalırsınız.
There's no contact with the outside world, but I work hard for three months.
Dış dünyayla iletişimin yok, ama ben sadece 3 ay sıkı çalışıyorum.
You must help your fathers, mothers, brothers, and sisters support the People's Army in protecting our Homeland and work hard to build a secure state.
Babalarınıza, annelerinize, erkek ve kız kardeşlerinize yardımcı olmalı, vatanımızı koruyan Halk Ordusu'nu desteklemeli, ve güvenli bir devlet kurmak için çok çalışmalısınız.
I had worked so hard, you know, aunty..
Çok sıkı çalışıyordum, bilirsin, teyze...
I work hard, bring home the Meow Mix.
Eve kedi maması götürmek için çok çalışıyorum.
But Mr. Okazaki says our men work very hard.
Ama ustabaşı Okazaki adamlarımızın sıkı çalıştığını söylüyor.
So you're saying that you shouldn't have to wash dishes because you work harder than me?
Benden daha çok çalıştığın için bulaşık yıkamaman gerektiğini mi söylüyorsun?
He works hard for six months and the remaining months he travels around the world.
Altı ay boyunca sıkı bir şekilde çalışıyor.... ... sonra da diğer altı dünya seyahatine çıkıyor.