Примеры использования: wore

- You used to wear question marks.
- Eskiden soru işareti giyerdin.
Uh, just wear something comfortable.
- Rahat bir şeyler giyinsen yeter.
I always wear it.
Onu hep takarım.
I'll try not to wear her out.
Çok yıpratmamaya özen gösteririm.
In ballet, you wear tutus.
Balede, tütü giyilir.
What should I wear?
O gün ne giyinsem?
We wear a helmet.
Kask takarız.
All those meaningless relationships tend to wear a guy out after a while.
Bu tip anlamsız ilişkiler bir noktadan sonra adamı yıpratıyor.
I wear a veil as he wore a face - for the same reason.
- Ben de onun bir çehre takınmasıyla aynı sebepten bir tül takıyorum.
Then why'd you make her wear Cameron's clothes?
O zaman neden ona Cameron'ın kıyafetlerini giydirdin?
When the Colorado plateau was uplifted millions of years ago, it gave the water more energy to cut back through the canyon and wear away the rocks.
Colorado Plâtosu milyonlarca yıl önce yükseldiğinde suya, kayaları kanyon boyunca aşındıracak enerjiyi vermiş oldu.
I shall wear this like a badge of honor.
Bunu bir onur madalyası olarak taşıyacağım.
♪ I hardly recognize this face I wear
Takındığım yüzü zar zor tanıyorum
Todd made you wear a banana hammock to bed?
Todd yatarken sana slip don mu giydirdi?
The glass wasn't supposed to wear out the fuel line next to the spark plugs.
Camların, bujilerin yanındaki yakıt borusunu aşındırmaması gerekirdi.
Never understood why you had to wear them.
Neden sürekli üzerinde taşıdığını hiç anlamadım.