Примеры использования: while ı

Worked in Asia for a while, so...
Bir süre Asya'da çalışmış...
It's taken me a while.
Benim için de biraz vakit aldı.
He's gonna be sore for a while.
Bir sure agrilari olacak.
Come to our house, stay a while.
Evimize gel, bir süre kal.
Now let us gather our rosebuds while we may.
Haydi şimdi vakit varken gonca gül derelim.
In fact, you may also need respiratory support for a while.
Hatta belki bir sure solunum desteğine de ihtiyacın olabilir.
- should shut it up for a while.
Bu onu bir süre durduracak.
Can't he stay for a while?
Bir müddet kalamaz mı?
It took a while.
Biraz zaman aldı.
I haven't lived here in a while, so I have to ask you.
Bir müddettir burada yaşamıyorum sormam lazım.
I read while in bathroom.
Banyoda iken okuyorum.
It was a long while ago
Uzun zaman önceydi.
Things went on like that for a while.
Olaylar bir müddet böyle gitti.
Couldn't have caught a virus while he was outside.
Dışarıda iken virüs kapmış olamaz.
Could be a while, Raymond.
Bu da biraz vakit alabilir, Raymond.
This friend you speak of, I sense you haven't seen him for a while, but you didn't tell anyone, no.
Bu arkadaşınızı bir suredir görmediğinizi hissediyorum ama kimseye söylemediniz