Примеры использования: walks

For a walk.
Yürüyüşe çıkıyorum.
I can walk you partway home.
Yarı yola kadar birlikte gideriz.
Shall I walk you through the history?
- Seni tarihte bir gezintiye çıkarayım mı?
I thought that was because I put it on my hand and made it walk.
Bacaklarını tutup masaya kadar yürüttüm diye kaçtın sanıyordum.
You should go for a walk.
Çıkıp dolaşmalısın.
What do you say we take a walk?
Biraz gezmek ister misin?
Have a nice walk, darling.
Sana iyi yürümeler, aşkım.
Well, I came here last night just to take a walk down bad memory lane, and I had an idea.
Kötü anılar içinde bir gezi yapmak için dün gece buraya geldim ve aklıma bir fikir geldi.
Have a nice walk home!
Eve iyi yürümeler!
Now, Smithers, walk me around the park until I fall asleep.
Smithers, uyuyana kadar beni parkın etrafında gezdir bakalım.
Bar, downstairs, 15 second walk.
Bar, hemen aşağısı yürüyerek 15 saniye.
I'll walk your dog for you.
Köpeğini gezdiririm.
Every day you have to walk him, feed him, clean him, pick up the poop.
Her gün onu dolaştırmak, beslemek, yıkamak, boklarını toplamak zorundasın.
- A walk?
- You walk.
- Yoluna devam et.
Oh, well, let's just take a little walk down Random Skank Lane.
O hâlde Yosmalar Geçiti'nde bir gezintiye çıkalım seninle.