Примеры использования: wake

Wake you?
Every gala, Cruz and Otis follow around Severide, and chase after the girls in his wake.
Her galada Cruz ve Otis Severide'ı takip eder ve sabahladığı kızların peşine düşerler.
I can't wait for the wake.
Adamın canlanmasını bekleyemeyeceğim.
I've had enough of this wake anyway.
Bu uyanıklık hali canıma tak etti.
Did I wake you?
Seni uyandırdım mı?
Communism without free love is a wake in a graveyard.
Birlikte yaşama olmadan komünizm mezarda sabahlamak demektir.
I mean, I kind of remember being at the wake.
Kafamda bir şeyler canlanıyor sanki...
We'll induce a wake-initiated lucid dream and you'll become conscious.
Yarı uyanıklıkta şeffaf bir rüya yaratacağız ve bilincin açık olacak.
Bran, you have to wake up.
Bran, uyanman lazım!
You see, the cyclist needs the rest of his team to get out in front, provide a wake, so he can draft on them.
Bisikletçi, takımının geri kalanın önüne geçmesini ister onları canlandırır böylece onlara güç verir.
Every time you wake up fighting for breath it puts tremendous strain on your heart.
Nefes alabilmek için her uyanışın kalbini aşırı zorlar.
What were you talking to Tom Miller about at Jack Marshall's wake?
Jack Marshall'ın töreninden sonra Tom Miller'la ne konuşuyordun?
Why won't my mummy wake up?
Annem neden uyanmıyor?
Back of the head's a wake up call.
Enseye atmak, canlandırır.
But how did hydrogen atoms forged at the beginning of time come to wake up?
Fakat zamanın başlangıcında oluşan hidrojen atomları nasıl oldu da uyanışa geçti?
I have to make an appearance at the priest's wake.
Pederin törenine bir uğramam gerek.