Примеры использования: vow

And i vow that i will...
I've taken a vow.
Ant içtim.
To become a Mason, you have to vow to purify yourself and dedicate yourself to building a better world - you have to live for your fellow man.
Bir mason olmak için kendini arındırmaya ant içmeli ve kendini daha iyi bir dünya kurmaya adamalısın yoldaşların için yaşamak zorundasın.
I've taken a holy vow to lead a less meaningful one.
Ben daha az düzgün bir hayat yaşamak için ant içtim.
Danny, the woman made a vow.
Danny, kadın bir ant içmişti.
I vow to reach out to the Latino community.
Latin kökenli topluluğa elimi uzatacağıma ant içerim.
With this war, we vow never to live in fear of men who twist our religion into a manifesto of hate.
Bu savaşla, dinimizi bir nefret bildirgesine çeviren o kişilerden korkarak yaşamayacağımıza ant içiyoruz.
And I vow to continue spending evey free minute I have... crusading for safety!
Ve sahip olduğum her boş dakikayı... güvenlik için savaşıma harcayacağıma ant içerim!
I vow to be you to services.
Kendimi burada sana hizmete adıyorum.
Just think of it as my vow to start my literary career.
Yalnızca edebi kariyerime başlamak için ufak bir adak olarak düşün.
I Vow To Thee, My Country.
"Kendimi, Ülkeme Adadım."
This is my vow to the Lord.
Tanrıya adağım bu benim.
He has vowed himself to the grave.
Kendini ölüme adadı.
I'll take a vow, they always work for me.
Adaklara her zaman inanmışımdır.
And I vowed to never tell another living soul.
Ve kendimi, bunu yaşayan bir ruha anlatmamaya adadım.
- A vow?
- Adak mı?