Примеры использования: vital

Lying is a vital survival skill.'
Yalan çok önemli bir hayatta kalma becerisidir.
Maybe it's not absolutely vital that you live with us.
Belki de bizimle kalmanız bu kadar yaşamsal bir şey değildir.
Very difficult to hit anything vital when you stab in the back.
Bıçağını sırttan saplayınca öldürücü darbe vurmak epey zordur.
Secrecy would be vital, sir.
Gizlilik elzem olur, efendim.
He was vital, my uncle, alive.
Amcam çok önemliydi.
Sleep is vital.
Uyku yaşamsal birşey.
No vital response in the tissue.
Vücutta öldürücü olabilecek bir kesik izi yok.
It's vital that guardians understand them.
Velilerin bunu anlaması elzemdir.
Vital equipment foundered.
Hayatî malzemeler güme gitti.
Vital and alive and...
Hayat dolu, canlı ve...
'Clara, this is a vital stage.'
- Clara çok kritik bir noktadasınız.
This base, on Mars, with you, Adelaide Brooke, this is one vital moment.
Senin de bulunduğun Mars'taki bu üste, çok önemli bir an bu.
Water is a vital liquid.
Su hayati bir sıvıdır.
It's vital to our national security that we take these men alive.
Bu ulusal güvenliğimizle alakalı... adamları canlı ele geçirmeliyiz.
we've learned something vital.
Ayrıca, ondan kritik bilgiler öğrendim.
But it was vital, Miss Lemon, vital that you should believe it.
Fakat, Matmazel Lemon, inanmanız çok önemliydi.