Примеры использования: visual

Some visual aids.
Biraz görsel yardım.
Visual on the target.
Hedef görüş alanında.
Audio and visual contact with crew is not possible until they reach the workshop module.
Atölye modülüne gelene kadar mürettebatla görsel ve işitsel temas mümkün değil.
Open visual link.
Görsel bağlantıyı açın.
In turn they create a visual field deficit.
Sonuçta görüş alanında azalmaya yol açıyorlar.
I will not admit any audio-visual evidence unless it's been authenticated.
Onaylanana kadar hiçbir görsel-işitsel kanıtı kabul etmem.
Establish visual contact.
Görsel bağlantı kurulsun.
- No changes in visual acuity.
Görüşte bir değişiklik yok.
She had these marked, intense feelings of visual sensations in the -- always the upper visual field.
Bu işaretlenmiş, her zaman üst görme alanında olan yoğun görsel duyumları duygularını yaşadı.
Would it surprise you to learn she died of a ruptured brain aneurysm above the visual cortex, sir?
Optik kabuğun üstündeki kırılmalı beyin anevrizmasından öldüğünü söylesem şaşırır mıydınız?
I think I can pick up something visual.
Sanırım görüntülü bir şey yakaladım.
Kovac, Eye Trauma Girl's losing visual acuity.
Kovac, gözden yaralana kızın görme netliği gitti.
The virus is programmed to terrorize its victims by tapping into their visual cortex and then rupturing an artery in their brain.
Virüs, optik kabuğa girerek kurbanlarını dehşete düşürmeye ve sonra beyinlerindeki bir atardamarı yırtmaya programlanmış.
Nor was there even ship-to-ship visual communication.
Gemiden gemiye de görüntülü haberleşme yoktu.
It's corneal damage causing visual impairment.
Korneadaki zarar, görme bozukluğuna neden oluyor.
I'm entering his right visual center.
Sağ optik merkezine giriyorum.