Примеры использования: violence

No violence.
Şiddet yok.
I don't like violence, Tom.
Zorbalıktan hoşlanmam, Tom.
Mads Nielsen was convicted of violence against an official.
- Nielsen saldırıdan hüküm giymiş.
Just not in stupid orders that lead to needless violence.
Sadece şu gereksiz zorlama emirlere inanmıyorum.
- I couldn't bear witness to violence...
-Bu vahşete şahit olmaya katlanamam...
Tremendous violence!
Muazzam bir şiddet!
Why this violence?
- Bu zorbalık da ne demek oluyor?
Sandy's death was no act of mob violence.
Sandy'nin ölümü galeyana gelmiş halk saldırısı değildi.
I didn't say violence!
Zorlama demedim!
Predators, starvation, disease, miscalculation, long winters, drought, flood and violence.
Yırtıcılar, açlık, hastalık yanlış hesaplamalar, uzun kışlar kuraklık, sel ve vahşet.
Cartoon violence.
Çizgi filmlerdeki şiddet!
You're just violence in a tool belt.
Zorbalıktan başka.
Drug-related crime, theft, threats, violence and a robbery that gave you three years.
Uyuşturucu suçu, hırsızlık, tehdit, saldırı ve soygun yüzünden üç yıl yatmışsın.
- No evidence of violence.
- Zorlama belirtisi yok.
You do this violence before my children?
Bu vahşeti çocuklarımın önünde mi yaptın?
Not violence.
Şiddetle değil.