Примеры использования: vigil

Remember to tune in tonight at 8:00 for highlights of today's vigil including when the garbage man came and when Marge Simpson put the cat out.
Bu gece saat 8'de çöp toplayıcısının gelişi ve Marge Simpson'un kediyi dışarı bırakmasını da içeren nöbetimizi açmayı unutmayın.
Shall I keep vigil now?
Gece nöbetini ben mi tutayım?
After her long and lonely vigil, she is dead.
Uzun ve yalnız nöbetinin ardından, o öldü.
Can you say vigil?
- Gece nöbeti demek iyi mi?
Thatwasstarmiddleton quarterback Griffin O'Reilly speaking tonight at a vigil held for his girlfriend, Lila stangard.
Middleton oyun kurucusu Griffin O'Reilly kız arkadaşı Lila Stangard için nöbetteyken söylüyor bunları.
Ready for your vigil Lestrade?
Gece nöbetine mi çıktın, Lestrade?
I fear our vigil will not be of long duration.
Kokarım gece nöbetlerimiz fazla uzun sürmeyecektir.
What do you know about my vigil?
Gece nöbetim konusunu nereden biliyorsun?
I kept vigil by his coffin.
Tabutunun yanından tüm gece ayrılmamıştım.
Spears poised, they maintain their sleepless vigil.
Mızraklarını tutmuş, uykusuzca nöbet tutuyorlar.
Martin will keep vigil tonight.
Martin tutacak bu gece.
That's actually my candlelight vigil.
Benim için mum ışığında nöbet tutacaklar.
We're gonna have a vigil tonight.
Bu gece de sıra bizde.
The vigil of the bereaved.
Yakınını kaybeden birisinin başında nöbet tutmak.
I'm sitting vigil.
Gece de kalacağım.
The priest from Torcy kept vigil for two nights by his friend's corpse.
Torcy Papazı, arkadaşının cesedi başında iki gece nöbet tuttu.