Примеры использования: viewpoint

Not that I'd steal you away from even one minute of retirement, but I gotta get another viewpoint on this case from someone who was there.
Senin emekliliğinden bir dakika bile çalmak istemezdim ama bu davada o gece orada olan başka birisinden de görüş almam gerekiyordu.
He often had strong disagreements with anyone holding an opposing viewpoint.
Karşıt görüştekilerle sık sık kötü tartışmalar yaşardı.
A Federation viewpoint if ever I heard one.
Kesinlikle tipik bir federasyon görüşü.
I sense an opposing viewpoint.
Karşı bir görüş sezinliyorum.
He had his viewpoint.
Kendince bir bakış açısı vardı.
That would be the "glass is half empty" viewpoint.
"Bardağın yarısı boş" tarzı bir bakış açısı olur.
But Daniel Jackson provided SG-1 with invaluable knowledge, linguistic skills, and, in my opinion, a very beneficial viewpoint.
Ama Daniel Jackson SG-1' e paha biçilmez bilgi, lisan kabiliyetleri, ve benim görüşüme göre yararlı bir bakış açısı kazandırdı.
No objective viewpoint could see it any other way.
Hiçbir tarafsız bakış açısı da bunu başka türlü göremezdi.
He joins the rest of the flock and captures a viewpoint that has never been seen before.
Gruba katılıyor ve daha önce hiç görülmemiş bir açıdan görüntüler yakalıyor.
Because you were watching the monitor from Oda's viewpoint.
Oda'nın görüşünden izliyordunuz.
Threw your viewpoint into the mix.
Kendi görüşünü de karışıma kat.
Pardon my pedestrian viewpoint, Mr. Beale, but how do you plan to market that?
Naçizane görüşüm için özür dilerim Bay Beale ama bunu nasıl pazarlamayı düşünüyorsunuz?
But to get a butterfly's viewpoint by flying a camera amongst the swarms ... is going to be altogether more difficult.
Fakat kalabalığın arasında kamerayı uçurarak bir kelebeğin görüş açısını yakalamak çok daha zor olacak.
So I've been learning to see the world through the eyes of geologists, and the essence of that viewpoint is an understanding of time.
Bu nedenle, Dünya'ya jeologların gözleriyle bakmayı öğreniyorum ve bu bakış açısının temelinde zamanı anlamak yatıyor.
His viewpoint is different from ours.
Onun bakış açısı bizimkisinden farklı.
That I have different viewpoint than every other person.
Diğer insanlardan farklı bir bakış açısına sahip olduğum için.