Примеры использования: verbal

- Or verbal?
- Ya da sözlü?
Which constitutes an enforceable verbal contract.
Bu da bir sözel anlaşmayı oluşturur.
- Define verbal.
- Sözlüyü tanımla.
Wait a second, why verbal?
- Bir dakika neden sözel?
That's a... that's a verbal warning.
Sözlü uyarı veriyorum.
Verbal contracts are binding, and she knows it.
Sözel kontratların da bir yaptırımı olduğunu biliyor.
- Well, then verbal ain't shit.
- O zaman sözlü anlaşmanın bir değeri yok.
Eyes 4, verbal 4, motor is 1.
Gözler 4, konuşma 4, motor 1.
We are programmed to respond to your verbal prompts.
Senin fiil içeren komutlarına cevap vermeye programlandık.
Politicians say it at the end of every speech as if it were some sort of verbal tick that they can't get rid of.
Politikacılar bunu her konuşmalarının sonunda kullanırlar sanki kurtulamadıkları bir tür tik gibi.
Verbal assault.
Fiili tecavüzden.
He doesn't appear to have any verbal skills.
Konuşma becerisine sahip değilmiş gibi gözüküyor.
I'm equipped to accept verbal statements for filing charges.
Fiili durumlarda, suçlamaları kabul edecek donanıma sahibim.
Are they written or verbal?
Scott, konuşmanın ucuz olduğunu biliriz.
Yeah, Bart. You're supposed to be developing verbal abilities... for your big aptitude test tomorrow.
Evet, Bart. Yarınki büyük yetenek testi için... sözel yeteneğini geliştirmen bekleniyor.
They never got a verbal confirmation that Speltzer understood his rights.
Speltzer'ın haklarını anladığına dair sözlü olarak bir teyit almamışlar.