Примеры использования: vapor

Vapor rising from the lakes condenses and falls again as rain.
Göllerden yükselen buhar yoğunlaşıp, yağmur olarak tekrar düşüyor.
We tried vapor inhalation with rats.
Kemirgenlerde buharlı solumayı denedik.
Pure X, no vapors.
Saf ecstasy, duman yok.
"She was like the flowing vapor..."
"O sanki buğu akışıydı..."
Heat was so intense, the brain turned to vapor.
Isının yoğunluğundan beyni buharlaşmış.
It takes a liquid form as running water, gaseous as vapor... or solid as ice.
Akarsularda sıvı formdayken, su buharında gaz, buzda katı halde.
All these lights are sodium vapor,
Tüm lambalar sodyum buharlı.
I followed the vapor trail.
Dumanı takip ettim.
It was an ill vapor that took her.
Lanetli bir buğu aldı onu.
But the trees can't use all this water so, much of it returns to the air as vapor, forming mist and clouds.
Ama ağaçlar bu suyun tümünü kullanamaz çoğu buharlaşır ve bulutları oluşturur.
A dense atmosphere, thick with water vapor, full of carbon dioxide.
Yoğun su buharı ve karbondioksitle dolu bir atmosfere.
A bateau a vapor.
Buharlı gemi?
Azkadellia's vapors.
Azkadellia'nın dumanı.
All those vapours seeping about.
Etrafı buğu kaplıyor!
If the liquid evaporated into a vapor, anyone standing within several feet of it could get sick.
Eğer sıvı buharlaşırsa, bir kaç metre içindeki herkes etkilenebilir.
Waterfalls, water vapor, clouds, rain, springs, rivers, seas, oceans, glaciers.
Şelaleler, su buharı bulutlar, yağmur,su kaynakları, ırmaklar,denizler, okyanuslar ve buzullar...