Примеры использования: validate

Incoming salvage, please validate.
Yaklaşan hurda yığını, lütfen doğrulayın.
Now, let me validate your parking.
Şimdi, burada kalmanızı yasallaştırayım.
'Incoming salvage, please validate.
Yaklaşan hurda yığını, lütfen doğrulayın.
You're not a nobody simply because I validate your existence.
Sen önemsiz biri değilsin, çünkü senin varlığını geçerli kılan benim.
"Connect your vehicle and validate."
"Aracınızı bağlayın ve onaylayın."
Mainly to validate culinary history.
Temelde mutfak tarihi doğrulamak için.
I can validate this action through various theories.
Bu hareketi çeşitli teorilerle doğrulayabilirim.
Okay, you can be there to validate.
Tamam doğrulamak için orda olabilirsiniz.
I don't want to validate his ridiculous theory.
Onun saçma teorisini onaylamak da istemiyorum.
The only thing you feel is the glare of the limelight you think will validate your own existence!
Tek hissettiğin varlığını geçerli kılacak o ilgi odağının vereceği göz kamaşması!
You've forced me to pull the attending dermatologist away from his batne seminar and validate his most ridiculous of career choices.
Boş vaktinizi melanom oluşana dek güneşin altında geçirmeyi seçerek bir kez daha cildiyeciyi sivilce seminerinden çıkarmak ve gülünç kariyer seçimini onaylamak zorunda bıraktınız.
Christina will validate you on the way out.
Çıkarken Christina bunu doğrulayabilir.
Something... that validates my entire life.
Bütün hayatımı geçerli kılacak bir şeyler.
I hear you... validate parking tickets without purchase.
Birşey satmadan park biletlerini onayladığını duydum.
Secretary of State Cyrus Vance and future President Gerald R. Ford validate the UFO phenomenon in official government memoranda.
Dışişleri Bakanı Cyrus Vance ve geleceğin başkanı Gerald R. Ford resmi hükümet bildirisinde UFO olgusunu onayladılar.
Which will validate him even more.
Bu da onu daha fazla onaylamış oluyorsun demektir.