Примеры использования: unsteady

You look a little unsteady, Mr Shelby.
Biraz kararsız görünüyorsunuz Bay Shelby.
Although my singing might be unsteady, I have morals.
Şarkıları istikrarsız söyleyebilirim ama en azından ahlâklıyım.
The book says you'll be unsteady on your feet about now.
Kitaba göre, ayaktayken sendeleyebilirmişsin.
Little unsteady, are we?
Biraz dengesiziz değil mi?
Captain Poldark was unsteady on his feet and disordered in his remarks.
Kaptan Poldark ayakta zor duruyordu ve dediklerinin farkında değildi.
The train's a little unsteady.
Bu tren biraz dengesiz.
He was unsteady, confused.
Kararsızdı, kafası karışıktı.
- A little unsteady?
- Biraz kararsız?
Unsteady gait, slurred speech, asymmetric smile.
Dengesiz yürüyüş, geveleyerek konuşma, asimetrik gülümseme.
Because you seem a little unsteady to me.
Bana biraz düzensiz gözüktün de.
We shall destroy self-image unsteady, wavery, bewilder, full of desire, distracted, confused.
Kişisel kararsız, kafası karışık ne yapacağını bilmez, şuursuz, vahşi, açgözlü, imajımızı yok edelim.
Like unsteady?
Düzensiz anlamında mı?
Other times, he's unsteady and seems stricken with some infirmity.
Diğer zamanlar, kararsız ve halsiz görünüyor.
My feet may be unsteady but my grip is firm.
Ayaklarım sallanıyor olabilir ama tutuşum sağlamdır.
Is the platform unsteady?
Platform mu dengesiz?
Your mother had been... unsteady, for a while.
Annen biraz bir süredir dengesizdi.