Примеры использования: unfamiliar
- все
- yabancı
- aşina
- alışık
- bilmediğim
- прочие переводы
An unfamiliar chimp call raises the tension.
Yabancı bir şempanzenin çağrısı gerilimi artırıyor.
You're just in an unfamiliar place, we all are.
The forest resembles a European woodland in mid winter but the heat is overpowering, and it's inhabitants, unfamiliar.
Bu orman, kış ortasındaki bir Avrupa ormanını andırıyor ama kavurucu bir sıcak var ve orman sakinleri yabancı.
Such an unfamiliar perspective.
Alışık olunmadık bir bakış açısı.
Because their clothes are different from ours... because their words are unfamiliar to our ears?
Just feels a bit unfamiliar.
Alışık değilim, o kadar.
I just fear the unfamiliar.
It's unfamiliar.
Alışık olmadığım bir şey.
No, you're absolutely right 'cause you know, sometimes you drive an unfamiliar car, you're on the motorway and you think, "Did I change into sixth?
Kesinlikle haklısın çünkü bazen aşina olmadığın bir araba sürerken otoyolda "Altıncı vitese attım mı?" diye düşünürsün.
I have noticed, Grandpa, that you keep repeating a musical phrase I am unfamiliar with.
Don't tell me that's not an unfamiliar sight.
Perhaps you are unfamiliar with our protocols... but it is unacceptable for you to be in my quarters uninvited.
Bizim nezaket kurallarımızı bilmiyor olabilirsiniz... ama kamarama davetsiz gelmeniz kabul edilemez.
a quest that, like a climber's path along an unfamiliar course, is filled with false starts and unexpected detours.
Bir dağcının, tırmanma rotasındaki gibi daha önceden aşina olunmayan bir yol, hatalı başlangıçlar, beklenmeyen geri dönüşler...
It was a presence they were unfamiliar with.
A burden not unfamiliar.
Aşina olduğum bir külfet.
- I use people from another department, unfamiliar with the operation.