Примеры использования: typical

A typical case.
Tipik bir vaka.
Typical Branson to be there.
Orada olmak tam da ona özgü.
It's quite typical behavior when you have this kind of dysfunctional group dynamic.
Bu şekilde disfonksiyonel grup dinamiği olduğu zaman normal bir davranıştır.
GA series results appear typical.
GA serisi sonuçları karakteristik gözüküyor.
Seems a congressman makes contact with 43 people in a typical day.
Görünüşe göre bir kongre üyesi olağan bir günde 43 kişiyle temas kuruyor.
Typical Dorian.
Tipik Dorian.
Oh, how absolutely typical of your species.
Ne kadar da sizin türünüze özgü bir şey.
Made to look more typical.
Daha normal görünmesini sağlamak için.
So, what could a typical family of the future do to this car's performance?
Peki, geleceğin karakteristik bir ailesi bu arabanın performansıyla ne yapabilir?
In a typical event, the bull enters and is approached by men who exhaust and frustrate him by running him in circles and tricking him into collisions.
Olağan bir güreşte, boğa arenaya çıkar, onu yoran ve yıldıran adamlar tarafından daireler çizdirilir ve çarpışmaya itilir.
Typical officer.
Tipik Subay.
A typical salesman.
Kendine özgü bir pazarlamacı.
More typical?
Daha normal mi?
So we can see most of the typical types of microbial life, from five to two hundred microns, on screen.
Böylelikle ekranda 5 ilâ 200 mikron büyüklüğündeki mikrobiyal yaşamın karakteristik türlerini görebileceğiz.
Not typical for standard carpentry.
Standart marangozluk için olağan şeyler değil.
Typical taurus.
Tipik bir boğa burcu.