Примеры использования: twisting

The equations for acceleration and twisting are much harder.
Hızlanma ve kıvırma denklemleri daha zordur.
Like rubber bands you just twist and knot
Bükülmüş ve düğümlenmiş lastik bantlar gibidirler.
Twist this here.
Şunu çevir.
We didn't twist like that.
You can twist 'em any way you like.
Onları istediğin gibi çarpıtabilirsin.
I found myself wishing that something would happen to her, that she would get sick or she would twist an ankle.
Kendimi, onun başına bir şey gelmesini hastalanmasını ya da bileğini falan burkmasını dilerken buldum.
The blade was then retracted with a sharp twisting motion.
Daha sonra bıçak keskin bir kıvırma hareketi ile geri çekilmiş.
And twist.
If you continue the program, it's gonna start twisting.
Programı devam ettirirseniz, döndürmeye başlayacak.
And you twist and you twist and you twist.
Sonra dönüyorsun, dönüyorsun, dönüyorsun.
gardens not being accessible to me, a bunch of geraniums, which, upon closer inspection, was found to contain a twist of paper,
bahçelere pek yaklaşamıyorum, bir miktar sardunya, ki üzerinde biraz araştırma yaptığımda kıvrılmış bir kağıt parçası buldum,
Give them a twist.
Bur onları.
Nobody's twisting you to stand out here and sell this bullshit!
Kimse sarılmıyor da dışarıda durup onları içeri davet ediyorsun.
They twist something from 100 years ago and make me look like a liar.
100 sene öncesinden bir şey dolayıp beni yalancı gösterdiler.
You know what, let me twist you.
Seni döndürmeme izin ver.
...twist and turn and shake it all loud.
Dön ve çalkala.