Примеры использования: troublesome

Implementing that plan is proving more troublesome.
O planı uygulamanın zahmetli olduğunun bir kanıtı.
And as a bonus, some of our more troublesome students might be scared straight.
Ve artı olarak, bazı sorunlu öğrencilerimiz belki iyice korkar.
We've let a really troublesome guy get away.
Gerçekten zahmetli bir tanesinin kaçmasına izin verdik.
The troublesome little man-child.
Seni sorunlu, küçük çocuk-adam.
- That's troublesome!
- Bu çok zahmetli!
And bring your handcuffs cos I can be quite a troublesome prisoner.
Kelepçelerini de yanında getir çünkü sorunlu bir mahkûm olabilirim.
Destinies are troublesome things.
Alın yazıları sıkıntılı meselelerdir.
If I knew we would be talking about that troublesome little girl,
Bu zahmetli küçük kızdan bahsedeceğimizi bilseydim,
Do you consider the murder of your own blood a troublesome issue?
Kendi kanından birinin ölümünü de sıkıntılı bir olay olarak görüyor musun?
Bleeding Heart Yard's a troublesome property, ain't it, Mr Casby?
Bleeding Heart Yard külfetli bir mülk, değil mi, Bay Casby?
I'm a troublesome octopus person.
Ben sıkıntılı bir ahtapotum.
They're troublesome... and noisy.
Külfetlidirler ve gürültücüdürler.
Our relationship with Piri Mehmet Pasha has been troublesome at times.
Piri Mehmet Paşa'yla münasebetlerimiz zaman zaman sıkıntılı olmuştur.
I hope that someday there is a less troublesome process.
Dilerim birgün daha az zahmetli bir işlem süreci sahibi oluruz.
'lf it turns out to be easy, I could get a few other troublesome people sectioned.
Bu iş kolaysa ben de birkaç sorunlu insanı kapattırırım.
Cloud formation looks little troublesome.
Bulut oluşumu biraz sıkıntılı görünüyor.