Примеры использования: trash

Dig through trash.
Çöplük eşelemek.
The opponents are trash who cannot even rise to the standard to become a Britannia citizen.
Karşınızdakiler Britanya vatandaşı olma standardını dahi yakalayamamış süprüntüler.
Marshall, last week you were trash that no one wanted to look at.
Marshall, geçen hafta kimsenin suratına bile bakmak istemediği değersiz bir adamdın.
Seriously, guys, the trash talk is embarrassing.
Kavga öncesi konuşmanız biraz saçma gidiyor.
Because if we are,I am totally peeing in that trash can.
Çünkü öyle olacaksa, çöp kutusuna işerim.
Trash cookies!
Çöp kurabiyesi!
You look like you're just wearing trash from your car.
Arabandaki çerçöpü üstüne geçirmiş gibi duruyorsun.
- You're trash yourself!
- Pislik sensin!
She donated trash!
Çöp bağışladı.
- But it's all trash.
- Ama hepsi çerçöp.
- Lowly trash!
- Aşağılık pislik!
Are we gonna trash their place?
Onların daireyi mi dağıtacağız?
and I left the rest of it in the trash where it belongs.
Gerisini de ait olduğu çöplüğe gönderdim.
He is trash, trash, trash...
Süprüntü, süprüntü, süprüntü...
She was trash.
değersiz biri olduğu.
Yeah, that's just trash talk on the deck.
Evet, bu güvertedeki saçma konuşmalardan biri.