Примеры использования: traces

Are they trying to trace it - trace the call?
Aramayı izlemeyi deniyorlar mı?
No trace of cancer in the patient.
Hastada kanser belirtisi yok.
Still if we had a trace...
Keşke bir ipucu olsaydı...
A little trace of breadcrumbs.
Ekmek kırıntılarından biraz kalıntı.
I told you,I don't want to trace any damn turtle.
Sana söyledim, kahrolası bir kaplumbağa çizmek istemiyorum.
Though it's no stretch to imagine that a cunning fugitive like Elias might have found a way to communicate that even the Machine can't trace.
Ama Elias gibi zeki bir kaçağın Makine'nin takip edemeyeceği bir iletişim yöntemi bulmuş olma ihtimali var.
No trace at all?
Hiçbir iz yok mu?
The bomb fragments trace to his factory in Rio.
Bombanın parçası Rio fabrikasını işaret ediyor.
Not a trace.
Tek bir iz yok.
It has to be someone they can't trace back to you.
Seni işaret etmeyecek birisi olmalı.
As a result, only a trace amount was left as a gas in Earth's atmosphere.
Bunun sonucu olarak, CO2 Dünya atmosferinde yalnızca eser miktarda gaz olarak kaldı.
Trace the call.
Telefonu izleyin.
There are no tests that can trace it.
Bunu dayandıracak test falan yok ortada.
- Finish the trace!
- Bitir şu izlemeyi!
Said there was no trace of heat in the house.
Evde sıcaklık belirtisi olmadığını söyledi.
The trace of the stockings is the beginning.
"Çorap" ipucu bir başlangıç.