Примеры использования: tough

Tough crowd.
Eğlendirmesi zor kalabalık.
No one plays a tough, ruthless, hardhearted prick like you do.
Kimse sizin kadar, katı, acımasız, soğukkanlı bir kabadayıyı oynayamaz.
You have a tough job.
Oldukça zorlu bir mesleğiniz olmalı.
Tough little lad.
Sağlam ufaklık seni.
Tough old beast.
Yaşlı, çetin yaratık.
Being tough comes from inside.
Güçlü olmak içinden gelen birşeydir.
What is this, tough love?
- Ne bu, "haşin sevgi" mi?
Tough name.
Sert isim.
It's extra tough!
Ekstra güçlü!
-Tough, eh?
- Haşin değil mi?
A tough guy?
"Sert adam" olarak?
You're tough.
Tough break.
Zor iş.
Aw, what are you, a tough guy, Steve?
Kabadayı mısın sen, Steve?
Tough week, Ben.
Zorlu bir haftaydı Ben.
You are one tough gal.
Sağlam kadınmışsın.