Примеры использования: the red

Paint the town red!
Şehri kırmızıya boya!
The guy in red.
The problem's outside the red blood cells.
Sorun alyuvarlardan kaynaklanmıyor.
- I have sympathy for the red man.
Kızılderililere sempati duymadığımı söyleyemem.
The red are my guests, and the blue are yours.
Kırmızılar benim misafirlerim, maviler senin.
The one in red, he hit me with a skateboard.
Kırmızılı olan bana kaykayıyla vurdu.
We should do an LP to confirm the presence of red blood cells.
Önce LP yapıp alyuvar varlığını göstermeliyiz.
Firewalks are conducted at night so you see the red, burning coals, and not the layer of ash that coats them.
Ateş yürüyüşleri gece yapılır, böylece yanan kırmızı kömürleri görürsün ama onları kaplayan kül tabakasını göremezsin.
The red woman.
Kızıl kadını.
Well, the fabric really brings out the red in your neck.
Kumaş boynundaki kırmızılıklar ortaya çıkarmış.
Does the skin look red and swollen?
Deri şişmiş ve kızarık mı?
The red dragon turns his head, grabs Pierce in his mighty jaws, and swallows him alive.
Kırmızı ejderha başını çevirip görkemli ağzıyla Pierce'ı yakalıyor ve onu canlı canlı yutuyor.
The Red God demands it.
Kızıl Tanrı onu istiyor.
See the red on the petals?
Yapraklardaki kırmızılıkları gördün mü?
Never underestimate the public's willingness to blame the red man for... what they can't explain.
Halkın, açıklayamayacakları şeyler için Kızılderilileri suçlama eğilimlerini asla küçümsememek lazım.
Look at the rev case, in the red constantly, mate.
Devir saatine bak, sürekli kırmızıda dostum.