Примеры использования: teen

Technically a teen!
Teknik olarak bir genç!
We're 13, so, technically a teen.
13 yaşındayız, yani teknik olarak ergeniz.
You used to go out with this dumb girl named Brianna, who went on this teen tour and got some...
Bir gençlik turuna gidip, şu şeyi kapan Brianna adındaki şu aptal kızla çıkıyordun.
Can we short circuit this whole rebellious teen, authoritarian dad thing, please?
Şu asi delikanlı, otoriter baba hikayesine bir son verebilir miyiz?
You hadn't developed vertigo yet as a teen.
Ergenlik yıllarında yükseklik korkun yoktu.
Teen vandals smashing the bar!
Genç Vandallar, barı mahvediyorlar!
You were a teen pop star in Canada.
Kanada'da ergen bir pop yıldızıymışsın.
Finally I can stop reading pre-teen magazines, and start reading post-pre-teen magazines.
Nihayet gençlik öncesi dergileri okumayı bırakabilir, ve gençlik öncesinin sonrası dergileri okumaya başlayabilirim.
-He was just in diapers, now he's a teen?
- Daha bebek bezi ile dolaşıyordu, şimdi de delikanlı mı oldu?
Yeah, too much teen spirit.
Evet, çok fazla ergenlik ruhundan.
There is a Teen Wolf on the court!
Saha da bir Genç Kurtadam var.
I can't help it, I feel like a teen heartthrob.
Elimde değil, kendimi ergen gibi hissediyorum.
Not at all because of the golf cart thing, or breakfast, or your teen years.
Hepsini değil tabii, golf arabası olayı, ya da kahvaltı, ya da senin gençlik yılların.
Victim's a male, caucasian, late teens.
Kurban erkek ve Kafkasyalı bir delikanlı.
Why can't you spend your teen years locked in your bedroom like a normal kid?
Sen neden normal bir çocuk gibi ergenlik günlerini odana kapanarak geçirmiyorsun?
You dirty teen!
-Seni serseri genç!