Примеры использования: tavern

A timid boy at a tavern brawl.
Bir meyhane kavgasından korkan bir çocuk.
Last night, the tavern keeper told me that
- Dün gece tavernacıyla konuştum.
I imagine it was even better received at that tavern.
Hanın birinde daha çok ilgi göreceğini sanıyorum.
Can I interest you in an afternoon of spirited questing followed by a flagon of ale at Yon Virtual Tavern?
Sizinle bu öğleden sonra heyecanlı bir göreve çıkıp ardından size "Yon Sanal Bar"ında kulplu sürahide bira ısmarlayabilir miyim?
- Just go to the tavern!
- Şu hana gidelim artık!
Moe's Tavern.
Moe'nun Barı.
No birds allowed in my tavern!
Hanıma kuşların girmesi yasaktır!
Called me from Neal's Tavern.
Beni Neal'in Barı'ndan aradı.
Well,regardless,she has a distinct advantage in all tavern - based competitions.
Neyse ne artik, bar odakli yarismalarda açik ara üstünlüğe sahip.
I saw a man kill another man just outside a tavern in Flea Bottom.
Bir adamın bir diğerini Flea Bottom'daki bir tavernanın hemen dışında öldürdüğünü gördüm.
He said he was gonna go to the plimplom tavern.
Plimplom meyhanesine gideceğini söyledi.
There's a sign on the front that says Lou's Tavern.
Girişte Lou'nun Tavernası diyen bir tabela var.
So what are you thinking, like, Smokey's Tavern?
Ee, ne düşünüyorsun, Smokey'nin Meyhanesi falan?
Three: he met some friends of his in front of a tavern about 8.45.
Üç: 8.45 gibi bir kaç arkadaşıyla tavernanın önünde buluştu.
this is the tavern where all the black-market weapon trades go down.
Burası tüm karaborsa silah ticaretinin döndüğü meyhane.
Moe's Tavern.
Moe'nun Tavernası.