Примеры использования: tale

Tragic tale.
Trajik bir hikaye.
You knew there was a dangerous creature here and you knew from the tale of Darmok that a danger shared might sometimes bring two people together.
Burada tehlikeli bir yaratık olduğunu biliyordun ve Darmok efsanesindeki gibi bir ortak tehlike, iki insanı biraraya getirebilir.
It's an old wives' tale.
Koca karı rivayeti.
Do you know what the moral of this tale is, Mr. Yale?
Kıssadan hisseyi çıkardınız mı, Bay Yale?
There's the tale.
Bir hikâye var.
Anyway,it was just a tale that was around at that time.
Neyse, bu sadece o zamanlardaki bir efsaneydi.
- Bah, that's nothing but an old dragon's tale.
Bu sadece eski bir ejderha rivayeti.
An old tale.
Eski bir kıssa.
Our ancestors etched the story of Gilgamesh into clay tablets, sending that epic tale into the future.
Atalarımız, Gılgamış'ın öyküsünü kil tabletlere kazıyarak destansı bir öyküyü geleceğe taşımışlardı.
We don't want any tell-tales.
Dedikodu olsun istemeyiz.
That's a fairy tale.
O bir peri masali.
Why would he tell such a stramming great tale?
Neden böyle bir yalan söylesin ki?
Now all Morty has to do is finish listening to that tale.
Şimdi Morty'nin tek yapması gereken, o öyküyü dinlemeyi bitirmek.
You hypopulatin' that you can tattle-tale when you locked up but you can't do it straight up for the money ?
Yani başın belaya girdiği zaman... dedikodular yayabilirsinde, para için yapamaz mısın ?
A winter's tale.
Bir kış masalı.
Had too many people taken away 'cause of gossip and tall tale.
Yalan ve dedikodu yüzünden pek çok insan benden uzaklaştırıldı.