Примеры использования: take away

Take away my roommate!
Oda arkadaşımı götür!
Take these men away.
Bu adamlara götür.
It could take us away.
Bizi buradan götürebilir.
Dennison, take her away!
Dennison, götür onu.
Take me away.
Götür beni.
Take her away.
Götür onları.
And nothing is harder to take than having those answers forever taken away.
Ve o cevapların elinizden temelli alınmasından daha hazmedilemez bir şey de yoktur.
Daddy probably figured Ian showed up at the funeral to take away his heir.
Babası da muhtemelen cenazeye katılınca varisinin elinden alınacağından korktu.
- It is 23 years that her mistress took the baby away from Elise, and she has not seen her since.
- Hanımefendi'si, bebeği Elise'den alalı 23 yıl olmuş... ve o da bir daha onu görmemiş.
And when they die, a man named Cade comes to take their soul away.
Onlar öldüğü zaman Cade adında bir adam onların ruhlarını almak için gelir.
I tried to get into your cab one night, and now you wanna take me away.
Senin arabana binmek istemiştim şimdi de sen gelip beni almak istiyorsun.
Yeah, you gotta control your smiles and cries because that's all you have, and nobody can take that away.
Gülümsemeni ve ağlamanı idare etmelisin; çünkü sahip olduğum tek şey budur ve kimse senden onu alamaz.
That policeman in Ulster County said we could look in the bag, not take it away.
Ulster County'deki polisler çantaya bakın ama bir şey almayın dediler.
Takes away one pillow, adds one extra blanket...
Bir yastığımı alır, fazladan battaniye verir.
Now when you get there, they gonna take away your name, give you a number, and a sledgehammer, and say "get to work".
Oraya gittiğin zaman, artık bir adın olmayacak sana bir numara ve bir kazma verecekler, ...ve işe başla diyecekler.
'Cause every time we take away that distance, every time we put ourselves in great danger.
Çünkü bu mesafeden her uzaklaştığımızda kendimizi daima büyük bir tehlikeye atarız.