Примеры использования: tail

Like chasing their tail.
Kuyruğunu kovalaması gibi.
Leonard,you got one on your tail.
Leonard, kıçında biri var.
Tail fins...
Stop lambaları...
Okay, Hardison, Eliot, I want you to tail Keller... discreetly.
Pekala, Hardison, Eliot, Keller'ın kuyruğuna takılmanızı istiyorum... ihtiyatlı bir şekilde.
I'm gonna tail him for a while and bust him later.
Bir süre takip edip sonra tutuklayacağım.
We would have a tiger by the tail.
Mücadeleye bir ucundan tutunmuş oluruz.
Pony tail lady.
At kuyruklu kadın.
Tail him?
Beni mi izliyor?
It's the rubber used on the tail of a microphone.
Mikrofonun ucunda kullanılan bir plastik.
Anyway, I don't want to do it in front of someone with a tail.
Neyse, kuyruklu birinin önünde bunu yapmak istemiyorum.
On your tail, Gordon.
Seni izliyorum Gordon.
So you turned tail on the family business.
Aile mesleğimize arkanı mı döndün?
Look at the tail.
Kuyruğuna bakın.
Will it kick the tail out?
Kıçı atacak mı?
That little coupe may run the streets around here, but that monster has never seen a set of tail lights.
Şu küçük coupe sokakların en hızlı arabası olabilir ancak şu canavar kimsenin stop ışıklarını geriden görmedi.
If a guy thinks he's a dog, do we give him a tail?
Adamın biri köpek olduğunu düşünürse ona da kuyruk mu takacağız?