Примеры использования: tags

a plastic tag.
Bir plastik etiket.
It said so on the toe tag.
Künyesinde öyle yazıyor.
I'll bring it back tomorrow with the tag still on.
Yarın üstünde etiketliyle getiririm.
No, help me tag and release seabirds.
Hayır, deniz kuşlarını etiketlememde bana yardım et.
We're gonna go play laser tag.
Biz lazerle kovala oynayacağız!
And there was no tag for her at the party.
Ve partide de onun için bir isimlik yoktu.
Only in freeze tag.
O sadece soğuk kovalamacada var.
Tag me in those pics.
Beni fotoğraflarda etiketleyin.
Big Brother can see your name tag.
Big Brother isimliğini görebiliyor.
She was a really great laser tag partner.
Muhteşem bir Laser kovalamaca partneriydi.
- Oh, the tag is broken.
- Püskülü bozuldu.
- Tag and tail it is, then.
- Fişleyelim o zaman.
The tag chafed my throat.
Etiketi boynumu tırmalıyordu.
His tag number!
Benim künye numaram!
It's your bio tag ID.
Bu biyo-etiketli kimliğin.
- It's your turn to tag somebody now.
-Şimdi birini Fişlemek için sıra sende.