Примеры использования: suffrage

No, "suffrage" is the right to do something.
Oy kullanma hakkı, doğru olanı yapmak demektir.
Lady Agatha D'Ascoyne was a pioneer in the campaign for women's suffrage.
Lady Agatha D'Ascoyne, Kadın Hakları Hareketi'nin öncülerindendi.
- To effect suffrage in Saudi Arabia?
- Suudi Arabistan'daki oy hakkı kanununu etkileme için mi?
Well, to me suffrage isn't--
Bence oy hakkı...
He wrote a paper on suffrage while he was still in the Illinois legislature.
Hatta Illinois temsilcisiyken oy hakkı ile ilgili yazı yazmıştı.
- They demand the universal suffrage.
Genel oy hakkı talep ediyorlar.
You're wasting your time on these suffrages.
Oy hakkı konusuyla vaktini boşa harcıyorsun.
Then there was suffrage, which was good.
Daha sonra oy hakkını kazanmışlar, ki bu iyi birşey.
Okay, so "suffrage", what does it mean?
Öyleyse "oy kullanma hakkı" ne anlama geliyor?
I do beseech you, let me overleap that custom, for I cannot entreat them for my wounds' sake to give their suffrage.
Lütfen izin verin bu geleneği atlayalım çünkü karşılarında çırılçıplak durarak yaralarımın hatırı için oy vermelerini isteyemem.
"A meeting of the philadelphia chapter "of the woman's suffrage association will take place "on june 15 at the home of chapter president alice B.Harris.
"Philadelphia bölümü kadın hakları savunucuları 15 haziranda bölüm savunucusu başkanı Alice B. Harris'in evinde toplanacak."
Then where would we be with the suffrage?
Peki bizim seçim hakkımız ne olacak?
And the universal suffrage!
- Ve genel oy hakkı!
You probably know that I'm an active member of the women's suffrage movement.
Muhtemelen biliyorsunuz Kadınların oy hakkı hareketinin aktif bir üyesiyim.
I ask your voices and your suffrages.
Tüm oy haklarınızı bana devreder misiniz?
Most of these women were against suffrage in the first place.
Bu kadınların çoğu en başta oy hakkına karşıydı.