Примеры использования: stuffy

You're treating your stuffy nose with cocaine.
Tıkalı burnunu kokainle mi tedavi ediyorsun?
It's stuffy in here.
Burda eğeyce havasızım.
And it was hot in the car, it was stuffy.
Ve arabanın içi sıcaktı, bunaltıcıydı.
Just like someone, some stuffy professor, saw something in you.
Tıpkı birinin, kibirli bir profesörün sende bir şeyler gördüğü gibi.
I'm sorry if I was stuffy.
Alıngan davrandıysam üzgünüm.
Stuffy in there?
He can be a little stuffy.
Bazen sıkıcı biri olabiliyor.
Actually, I kind of like these stuffy, pretentious snoots.
Aslında ben bu boğucu ve ukala züppeleri seviyorum.
Joke's on them if they think you wanna go to some stuffy college on the other side of the country.
Bence senin ülkenin diğer ucunda ki can sıkıcı bir üniversiteye gideceğini düşünerek kafa buluyorlar.
And for these stuffy, pretentious snoots!
Bu boğucu ve ukala züppeler için mi bir de?
Less stuffy.
Daha az tutucusun.
Now your older toddler has a skinned knee and a stuffy nose.
şimdi senin bızdığın derisi yüzülmüş bir dizi ve basık bir burnu var.
It gets so stuffy in here.
Burası çok havasız.
Thank God for stuffy noses.
Tıkalı burunlara şükür.
The living room was still stuffy... from last night's cigars.
Oda, önceki gece içilen purolar yüzünden havasızdı.
Drafty, stuffy, and the pasta is kind of iffy.
Soğuk, iç bunaltıcı ve makarnası kötü.