Примеры использования: stubborn

The free folk are stubborn.
- Özgür halk inatçıdır.
The flesh is weak, but the spirit's as stubborn as ever.
Bedenim zayıf ama ruhum her zamanki gibi dirençli.
Be stubborn if that is what it takes
Kazanmak istiyorsan azimli ol!
You're not stubborn.
Sen inatçı değilsin.
So little, but stubborn!
Küçük, ama dirençli!
Strong and stubborn.
Güçlü ve azimli!
Homer was never stubborn.
Homer hiç inatçı değildi.
Amir told me you were be stubborn, but he failed to mention you were stupid.
Amir aksi olduğunu söylemişti, ama aptal olduğunu söylemeyi unutmuş olmalı.
I'm probably about as stubborn as you are.
Herhalde ben de sizin kadar dik başlıyım.
- Tatsu's stubborn.
- Tatsu aksidir.
You're being so stubborn.
Çok inat ediyorsun.
Lady Katherine is a very proud, stubborn woman.
Leydi Katherine gururlu ve dik başlı bir kadındır.
I was spirited, boisterous, stubborn and wild.
Asi ruhlu, gürültücü, aksi ve vahşiydim.
"stop being stubborn"
"inadı bırak artık"
Be confident, be stubborn, and shout down the opposition, eh?
Kendinden emin ol, dik başlı ol, karşındakini bağırarak birini konuşturtma.
Dense, but stubborn, right?
Yavaşım ama azimliyim, değil mi?