Примеры использования: stub

I read the chequebook stub and telephoned the firm.
Çek defterinin koçanını kontrol ettim ve firmayı aradım.
Here....there's not even a stub....
Buralarda izmarit de yok ki.
- Primarily receipts and pay stubs.
- Öncelikli makbuzlar ve ödeme taslakları.
Barring the usual particles and dust mites, the ticket stub was clean.
Sıradan zerrecikler ve toz parçacıkları dışında bilet koçanı temizdi.
Oh, it's a ticket stub.
- Bilet koçanı.
Coat-check stub.
Vestiyer koçanı.
A ticket stub?
Bilet koçanı mı?
Well, it matches the stub that we found on his windshield.
Şey, onun ön camında bulduğumuz koçanla eşleşiyor.
No check stubs, no bank or tax statement.
Onay taslakları, banka veya vergi bildirimi yok.
- Was the bacterium found on the ticket stub?
Bu aynı zamanda bilet koçanında bulunan bakteri mi?
What's he gonna do, stub his toe on a footprint?
O ne yapacak ki, izmaritten parmak izi mi arayacak?
It's the original stub.
Bu orjinal bir izmarit.
With that cigarette stub.
Şu sigara izmariti ile.
She was lying on the divan, a large tray of cigarette stubs beside her.
Divanda uzanıyordu yanı başında bir koca küllük dolusu sigara izmaritiyle.
Cigarette stubs from the evening before lay in ashtrays.
Sigara izmaritleri kül tablasına koyulmadan önceki akşamdan kalma.
We've scattered more reefer stubs around.
-Evet, bir de izmarit bıraktık orada.