Примеры использования: strengthen

We're gonna strengthen our covers and hang in.
Siperlerimizi güçlendirip, dayanmalıyız.
These latest events, internationally, merely strengthen our view.
Uluslararası çapta gerçekleşen bu olaylar görüşümüzü destekliyor.
Without him, they'll need to strengthen their brief, which they will do with something else.
Onsuz ise, delilleri sağlamlaştırmaları gerekecektir, ya da başka bir şey yapacaklardır.
Well, my feet only hurt because I'm taking a new yoga class to strengthen them.
Ayaklarım ağrıyor çünkü onları kuvvetlendirmek için yogaya başladım.
Then now is your chance to prove it, to further strengthen your powers.
O zaman şu an bunu ispat etmek senin fırsatındır güçlerini sağlamlaştırmana yardım etmek için.
If it evaporates too slowly, we only strengthen the hurricane.
Eğer çok yavaş buharlaşırsa, sadece fırtınayı kuvvetlendiririz.
Then we must strengthen the argument.
O halde, savunmayı güçlendirmeliyiz.
Nevertheless, I'll ask you to be very courageous and strengthen your faith for the degree of this tragedy.
Yine de çok cesur olmanı ve bu büyük felaket için inancını sağlamlaştırmanı istiyorum.
Perhaps we could use it to strengthen our star cruisers!
Belki onu yıldız kruvazörümüzü kuvvetlendirmek için kullanabiliriz
It strengthen friendship.
Dostluklarını pekiştirirler.
All you've done is strengthen Monroe.
Tüm yaptığın Monroe'yu güçlendirmek oldu.
This strengthens our case against him.
Bu yaptığımız şeyin doğru şey oluşunu destekliyor.
I will strengthen you.
Don't you think it would strengthen our relationship?
Sence de ilişkimizi sağlamlaştırmaz mı?
What he wants is to strengthen his own position, never mind ours.
Kendi konumunu kuvvetlendirmek istiyor.
I'm trying to strengthen our partnership.
Ortaklığımızı güçlendirmeye çalışıyorum.