Примеры использования: steal

- What, you want steal my bike?
- Neden, çalacak mısınız?
I'm gonna go steal some stuff from the campaign headquarters.
Gidip kampanya ofisinden bir şeyler aşıracağım.
Hinazuki would never steal from anybody!
Hinazuki asla hırsızlık yapmaz!
- Munni, it's wrong to steal.
- Munni, çalmak yanlıştır.
Maybe I can steal some of this old boy's thunder.
Belki şu ihtiyarın şimşeklerinden birazını aşırabilirim.
"Thou shalt not steal."
"Bir daha hırsızlık yapılmayacak."
He's gonna steal yogurt platinum.
Platin yoğurdumu çalacak.
So Mom can steal all your Snickers.
Böylece annenizde Snickers'lerinizi aşırabilir.
I used to steal from people like you when I was a boy.
Ben küçük bir oğlanken senin gibi yürüyen insanları soyardım.
Isn't it forbidden to sneak into their city and steal their khaleesi?
Şehirlerine sızıp khaleesi'lerini kaçırmak yasak değil mi?
Did you really feel the need to steal the spotlight from me tonight because I was above you on the--on the back page of some magazine?
Bazı dergilerin arka sayfalarında senden yukarıda olduğum için bu akşam sahnemi çalma ihtiyacı mı hissettin gerçekten?
Who's stupid enough to steal from us?
Kim bizi soyacak kadar salak olabilir.
I didn't steal the moon, I lost it...
Ay'ı kaçırmadım ben, kaybettim.
The old boy was so terrified someone was going to steal his heirloom, he installed a mechanism where three levers have to be turned simultaneously.
Herif, birinin gelip parçayı çalmasından o kadar çok korkuyordu ki üç kolunda aynı anda çevrilmesiyle çalışan bir mekanizma yaptı.
When I joined, I do thought not steal people.
Buraya katıldığımda insanları soymayacağımı düşünmeyi tercih ederdim.
People steal kids.
Millet çocukları kaçırıyor.