Примеры использования: squeeze

Oh, I could squeeze your little head.
Küçük kafanı sıkabilseydim.
The "squeeze the tube" test.
Hortumu sıkıştırma testi.
Well, if we are going to squeeze a wedding in, we have got to get a move on.
Şey, araya bir düğün sığdıracaksak, acele etmeliyiz.
Contractions, cramps, squeeze it out like a pump.
Kasılmalar, kramplar, sıkıştırmalar olur.
That's a squeeze.
Sıkışıklık bu işte.
Okay, then squeeze it!
Sık o zaman!
Look, if you all want to squeeze into the back seat, fine.
Eğer arka koltukta sıkışmak istiyorsanız, benim için sorun yok.
Squeeze him, Jafar.
Ez onu, Cafer.
Can I just squeeze in here?
Şuraya sıkışabilir miyim?
Drive on, asphalt cowboy, or I'll squeeze his brain out like an edamame.
Devam et, asfalt kovboyu, yoksa bunun beynini bir edamame gibi ezerim.
I try to squeeze things.
Bazı şeyleri sıkmaya çalışıyorum.
Where she returned after college to squeeze a family..."
Üniversite eğitimi... ve aile baskısıyla... "
You panic in that squeeze, anyone behind you is dead.
- O izdihamda panik yaptığın an arkanda kim varsa ölür.
I could squeeze your little head.
- Minik başını sıkabilirim.
Squeeze, squeeze!
Sıkıştır, sıkıştır!
Erin can squeeze a couple more golf games in, right?
Erin, bir kaç golf maçı daha sığdırabilir, değil mi?