Примеры использования: spark

Murph is a bright spark.
Murph parlak bir kıvılcım gibi.
- You got a leaky spark tube.
- Ateşleme borunuz sızdırıyor.
A stray spark.
Kaynağı belirsiz bir kıvılcım...
Besides, if word of this gets out, it could spark an international incident of epic proportions.
Zaten bu bilgi dışarı sızarsa çok büyük boyutlarda bir uluslararası çatışma durumunu ateşleyebilir.
A spark?
Just checking the spark arrestor.
Ateşlemesini kontrol ediyordum.
If it can Ignite a spark ...
- Bu bir kıvılcıma sebep olabilirse...
Big new tag like that-- gotta make sure it doesn't spark a turf war.
Böyle büyük bir yazının çete savaşlarını ateşlemeyeceğinden emin olmalıyız.
In "frankenstein," a tortured scientist brings a spark of life to an odd collection of human and animal parts.
"Frankenstein"da, işkence edilmiş bir bilim adamı hayat belirtisini insan ve hayvan parçalarının sıra dışı birkimine getirir.
I will not spark fury on this trip.
Bu yolculukta ortalığa öfke kıvılcımları saçmayacağım.
But until then I had not found a way to generate sufficient electrical energy... to create the spark of life.
Ama henüz, bir yaşam belirtisi oluşturacak olan elektrik enerjisini üretmenin yolunu bulamamıştım.
Alvina lights a spark.
Retinal sparks, followed by nothing.
Retinal belirtiler, hiçbir şeyin sonucuyla ilgili değil.
If it doesn't spark, I know there's no current and I can touch it with my bare hands.
Eğer kıvılcım saçmazsa herhangi bir akım olmadığını bilir ve ona çıplak ellerimle dokunabilirim.
Any sparks?
Hiç belirti yok mu?
You've been shooting sparks in my top hat, laughing at me all along, while using my money to stave off ruin.
Benim paramla iflastan kurtulurken şapkama kıvılcımlar saçıp, bana kıs kıs gülüyordunuz!