Примеры использования: soar

This surgery, gentlemen, proves once again how high we can soar on the wings of science and ingenuity.
Beyler bu ameliyat, bilimin ve hünerin kanatlarında ne kadar yükselebileceğimizi bir kez daha kanıtlıyor.
Frigates are the world's lightest bird, relative to their wingspan and they can soar for weeks on end with minimal effort.
Fregatlar, kanat genişliklerine göre dünyanın en hafif kuşlarıdır ve minimum çabayla, haftalarca durmadan uçabilirler.
No, I gave it to you because I saw that you could soar.
Hayır, bu ismi verdim çünkü yükseklerde uçabildiğini gördüm.
When the time comes, when the truth is finally determined, its value will soar.
Zamanı geldiğinde, gerçek ortaya çıktığında, ...değeri artacak.
Soar all over that place ♪
♪ Üzerinde süzülelim
If Chilton soars, we soar.
Eğer Chilton yükselirse biz de yükseliriz.
Without her doctor and his pimply-faced brood, she could soar as high as this plane.
Doktoru ve onun sivilce suratlı yavrusu olmadan bu uçak kadar yüksekte uçabilir.
♪ Sugar forever soars
Once the subway opens, your investment will soar.
Tünel açıldığı zaman, yatırımınız artacak.
I want to soar higher than any man has ever soared!
Daha önce hiçbir insanın süzülmediği kadar yükseğe süzülmek istiyorum.
They can soar too high.
Onlar hızlı yükselir.
It's a very special feeling to fly with eagles because I'm really looking how they are thermalling and where they go to soar.
Kartallarla uçmak çok özel bir duygu çünkü ısı dengelerini nasıl sağladıklarını nerelere uçtuklarını görebiliyorum.
Let me soar.
Levels soar.
Oksijen seviyesi artıyor.
Spread wings and soar like eagle above enemy.
Düşmanın üzerine bir kartal gibi süzül ve yay kanatlarını.
It sets the limit for how high mountains can soar, and it shapes whole continents.
Dağların ne kadar yükseleceğini ayarlayıp,... bütün kıtalara şekil vermektedir.