Примеры использования: so long

God, why do men wait so long to tell their turtles how they feel?
Tanrım, tanrım neden insanlar kaplumbağalarına hissetiklerini söylemek için bu kadar beklerler ?
I can only scavenge leads generated by Eleanor for so long.
Bunca zaman Eleanor tarafından bırakılan ipuçlarını takip ettim.
It takes so long to detect them, because their mood changes so often and so quickly.
Onları tespit etmek çok zor çünkü ruh halleri çok sık ve aniden değişebiliyor.
They don't care who is Anastasia, so long as they get money and a better position in a world that is dead and buried, and should be!
Anastasia kimmiş umursamıyorlar, bu dünyada ölüp yakılmadan önce para ve daha... iyi bir mevki istiyorlar, öyle de olmak zorunda!
It must be so hard to see her, knowing for so long you wanted her dead.
Uzun zamandır onun ölmesini isteyip onu görmek zor olmuştur herhalde.
You have been unreal to me for so long, it is hard to believe that all of this is not something I dreamed a long time ago.
Seni o kadar çok hayal ettimki, bunların uzun zaman önce kurduğum bir düş olmadığına inanmak çok zor.
We kept out the outside world for so long, but I was always afraid this day would come.
Kendimizi her zaman dış dünyadan uzak tuttuk ama bu günün geleceğinden korkuyordum.
Why does it take so long when it's not even shadowing or bugging?
Neden bu kadar uzun sürdü ki o kadar gizli saklı bişey de değil?
You mean you're gonna find out why my mom was gone for so long?
Yani annemin neden bu kadar uzun süredir kayıp olduğunu anlayabilecek misiniz?
Chin's been carrying this secret for so long, he'd rather keep living with it than see his uncle go to jail.
Chin bu sırrı o kadar uzun zamandır saklıyor ki amcasının hapse girdiğini görmektense onunla yaşamayı tercih ediyor.
Wow, I mean, that guy was a thorn in my side for so long, I'm glad someone finally "fffuh."
Yani o adam sürekli işlerime burnunu sokup duruyordu sonunda birinin onu halletiğine sevindim.
You have kept your feelings regarding Sam buried for so long, they're like a chain weighing you down.
Sam gömülüyken duygularını o kadar uzun süre saklamışsın ki seni aşağı çeken bir zincir gibiler.
Those who discover Shangri-la can never grow old so long as they stay.
Shangri-la'yı keşfedenler burada kaldıkları sürece asla yaşlanmazlar.
And he treats the woman as if she were a gift... that he's waited so long to open... and now he can't wait to see what the treasure is inside.
Ve o, kızı, çok uzun zamandır açmak için beklediği... içinde görülmeyi bekleyen... büyük bir hazine saklı hediye olarak görür.
Well, that's not a bad idea, so long as you contact the city zoning officer first.
Fena fikir değil, ama önce kent planlama memuruna başvurun.
If you weren't writing the song, then what were you doing for so long?
Şarkı yazamıyorsan, ne yapıyordun o zaman?