Примеры использования: smug

A philistine is a smug, ignorant person... who is antagonistic toward higher thought and intelligence.
Bir Filistinli şık, cahil ileri düşüncelere ve zekaya muhalif kişi demek.
That smug bastard.
Politics has gotten smug.
Politikanın kendine güveni vardır.
Smug, actually.
Ve şık.
Smug bitch.
Smug little punk.
Kendinden emin küçük serseri.
You push a little more power into Atlanta a little more air conditioners for your smug little suburb and you know what's gonna happen?
Atlanta'ya daha çok elektrik verirsen... o şık, bahçeli banliyö evlerine daha fazla klima takarsan ne olur biliyor musun?
Smug little...
Kendini beğenmiş küçük...
It's about to get smug in here.
Burası kibirle dolmak üzere.
You smug bastard.
Kendini beğenmiş domuz!
Smug, self-satisfied.
Kibirli, kendinden emin.
The smug?
Kibir bulutu mu?
You are so smug.
Gayet kendini beğenmişsiniz.
Try not to act too smug.
Çok kibirli davranmamaya çalış.
Its smug aura mocks me.
Bu kibir hissi sinirlerimi bozuyor.
I find you rather smug.
Biraz fazla kendini beğenmişsiniz.