Примеры использования: slump

I was in the neighborhood checking in on my Brooklyn holdings, and I wanted to make sure you hadn't fallen into another literary slump.
Civardaydım, Brooklyn'deki menkullerimi kontrol ediyordum ve başka bir edebi çöküş yaşamadığından emin olmak istedim.
- We've been in a slump...
- Biz zaten büyük ani bir düşüş içerisindeyiz.
Yeah, but it wasn't just a slump.
Evet, ama sadece çökmek değil sanırım.
slump in the chair.
Sandalyeye yığılıyorsun.
It seems like she's having a hard time shaking off her slump.
Çöküşünü silkeleyip atmak için zorlanıyor sanki.
A slump.
Posture's slumped.
Duruşun çöktü.
And then you slump over.
Ve sonra üstüme yığılıp kalacaksın.
- Slump of one inch, C6.
- Her 2.5 cm'e bir çökme, C6.
Don't tell me you're in a sapphic slump.
-Durgunluk dönemine girdim deme.
i opposite slump.
Düşüşün tersiyim.
No slump, Charlie.
Kriz içinde değilim Charlie.
I've been in bit of a slump lately.
Şu aralar bende bir çökme var.
We're just in a little bit of a slump.
Ufak bir durgunluk yaşadık.
the slump is done.
Düşüş bitti.
Papers are in a slump,
Gazeteler ekonomik krizde.