Примеры использования: slipped

It'd be so easy for me to just slip.
Kaydırmak çok kolay olurdu.
If we don't connect with I, they'll slip away.
Eğer I ile irtibat kuramazsak kaçıp gidecekler.
Don't let it slip by.
Bu sefer kaçırmamaya bak.
And look out onto the entire park as you slip it into me.
Bana geçirirken parkın tamamına bakardın.
But no slip since then?
Ama o zamandan beri sürçme olmadı mı?
- I can slip a Langford underwater.
- Su altındayken sıyırabilirim.
Just don't let it slip out of your little-girl hands and crush me.
Sakın minik kız ellerinin arasından kaydırıp da beni ezme.
I'm gonna slip out before you slip off anything else.
Başka bir şey çıkarmadan önce kaçıyorum buradan.
Now my clutch is starting to slip.
Şimdi de debriyajım kaymaya başladı.
If you slip away just for one second, they'll be in danger.
Bir saniye bile sıvışıp gitsen, hepsi tehlikede olacak.
He said he lost the sales slip.
- ...kaybettiğini söyledi.
I tried following her home, but she gave me the slip.
Evine kadar takip etmeye çalıştım ama beni atlattı.
I might slip in the ranking.
Sıralamada gerileyebilirim.
That he was in Piccadilly and he... slipped or stumbled and fell into the road.
Piccadilly'deymiş ve kaymış ya da takılmış ve yola düşmüş.
- Slip through our fingers?
- Parmaklarımız arasından kaymak mı?
So, the Avatar was here and you let slip away?
Yani Avatar buradaydı ve sen sıvışmasına izin verdin?