Примеры использования: slip

There have been slips in administration.
- Yönetimde kaymalar oldu.
So our feet won't slip in the blood.
Bu sayede kana basınca ayağımız kaymaz.
Slip of a thing.
Küçük bir hata.
One slip, the artery ruptures causing a catastrophic brain hemorrhage.
Bu tek yanlışlıkta damar patlar ve beyinde büyük kanamaya sebep olur.
We've never actually met, but your name was on the hiring slip.
Resmen tanıştırılmadık, ama adınız bordromda yazıyordu.
Through our faulty acts, our Freudian slips.
Bizim hatalı eylemlerimizle ve Freudyen dil sürçmelerimizle
Don't you know that any slip must be reported immediately?
Herhangi bir aksiliğin derhal bildirilmesi gerektiğini bilmiyor musunuz?
That he was in Piccadilly and he... slipped or stumbled and fell into the road.
Piccadilly'deymiş ve kaymış ya da takılmış ve yola düşmüş.
No name on the slip and no billing number.
Kayışında isim ve numara yok.
It's got a slip too, be careful.
Astarı olacaktı, dikkat et.
Here's a withdrawal slip.
Parayı geri çektiğime dair makbuz bu.
- You take the slip back.
- Kuponu götürüyorsun.
But there would be a deposit slip.
Ama bankaya yatırılan paranın dekontu var.
I ordered a slip.
Bir külot siparişi vermiştim.
A slip, however fleeting, that we shall take advantage of.
Bu her ne kadar geçici bir gaf da olsa lehimize kullanabiliriz.
What does it mean when there's no name and number on the slip?
Kayışta isim ve numara olmaması ne anlama geliyor?