Примеры использования: shun

A man who would completely shun all attention?
Kesinlikle dikkat çekmekten kaçınan bir adam?
Bernadette's urge to shun, scowl or fling her waste at Priya is hard-wired into her DNA.
Bernadette'in Priya'dan sakınma, kaçma ve pisliğini üzerine atma arzusu da DNA'sına kodlanmıştır.
So the friends she made there weren't told to shun her?
Yani orada edindiği arkadaşları onun çekindiğini söylemedi mi?
Shun the media.
Medyadan uzak durun.
Without their visits, you cannot hope to shun the path I've tread.
Onların ziyareti olmadan benim girdiğim yoldan uzak durmayı umut edemezsin.
And then when they get out, we shun them.
Çıktıklarında da onları dışlıyoruz.
Li Shun Sheng.
- Li Sheng Shun.
It contains the most unsociable and clubful men in time who speak not a word and shun even the merest glance.
Bu kulupteki insanlar birbirleriyle yakınlaşmadan, konuşmadan, birbirlerine dahi bakmaktan kaçınarak zamanlarını geçirirler.
I know they ordered you to shun me when I left
Oradan ayrıldığımda, benden uzak durmanı söylediklerini biliyorum.
I can't shun you.
No, it was Shun.
Yok, Shun'dı.
And the lieutenant shall shun baked goods.
Ve Teğmen kaçınacak hamur işlerinden.
He'd roam the beaches at midnight, flew into rages, shunned indoor plumbing!
Artık gece yarısı kumsallarda geziyor, birden öfkeleniyor ve içeride tuvalete gitmekten sakınıyordu!
If you shun me, I'd rather die
Benden çekinirsen eğer, ölmeyi tercih ederim.
Un-shun.
Uzak durma kalktı.
I seek to shun, not hate mankind
Uzak dururdum,ama nefret etmezdim