Примеры использования: shortcoming

It's my greatest shortcoming as an airbender, spiritual leader, and son of Aang.
Bu, bir hava bükücü, bir ruhani yol gösterici ve Aang'ın oğlu olarak benim en büyük eksikliğim.
I admit that it's a big shortcoming.
Bunun büyük bir noksan olduğunu da kabul ediyorum.
It's a technical shortcoming.
Teknik bir kusur.
This ambiguity isn't a shortcoming in the theory itself.
Bu belirsizlik teorinin eksikliginden degildi.
Well a man's quarrel stems from his inability to recognize his own shortcomings.
Bir erkeğin arıza çıkarması aslında kendi noksanlarını görmemesinden kaynaklanır.
What is my fatal shortcoming?
Benim ölümcül kusurum ne?
Acceptance of our own shortcomings.
It's hard to own up to your shortcomings.
Kusurlarınızın arkasında durmak oldukça zordur.
There's also a good chance that he has some type of shortcoming.
Ayrıca büyük ihtimalle bir kusuru var.
But your consistent shortcoming
Ama bazı eksikliklerin,..
It's just, do I really have to study my own shortcomings?
Sadece, gerçekten de kendi noksanlarımı çalışmak zorunda mıyım?
My only shortcoming is kendo.
Benim tek kusurum kendo.
Personal shortcomings notwithstanding he was a warm, gentle person and I thought a lot of him.
Kişisel eksikliklere rağmen sıcak, nazik biriydi ve onun hakkında çok düşündüm.
He's powerless to avenge you and resents his father for the same shortcomings.
Senin intikamını alacak gücü yok ve aynı eksiklikler yüzünden babasına da kızıyor.
I don't recall that being one of your shortcomings.
Bu konudan bir eksikliğin olduğunu hatırlamıyorum.
They can cure a host body of physical shortcomings, including bad eyesight.
Fiziksel eksiklikleri olan bir konukçu bedeni iyileştirebilirler, kötüleşmiş göz yapısı da buna dahil.