Примеры использования: shining

They're shining bright.
Işıl ışıl parlıyorlar.
A SHINING WORLD
O olağanüstü dünyayı.
Far away, the idiots and fools dreamt of a shining new future.
Uzaklardaysa, aptallar ve budalalar ışıltılı bir geleceğin hayalini kuruyordu.
You need to be the knight in shining armor.
Parıltılı zırh içinde bir şövalye olman lazım.
See them shine.
Nasıl da parlıyorlar.
This room used to shine with light.
Bu oda ışıkla parıldardı.
Shine those shoes, mister.
Ayakkabılarını cilala asker.
'Mothers were safely delivered of their babies 'and the whole world seemed to shine.
Anneler bebeklerini sağ salim doğuruyor ve tüm dünya ışık saçıyordu.
All those bright and shining companions!
Zeki ve ışık saçan yol arkadaşların vardı!
Shining, shimmering, splendid.
Parlak, yanardöner, muhteşem.
Look, it's a... mysterious light, shining round a corner, approximately ten feet away.
Bakın şuna köşeden acayip bir ışıltı geliyor takriben üç metre ötede.
Clean this barracks room, and I want it shining!
Yatakhaneyi de pırıl pırıl temizleyin!
And shine my shoes.
Ve ayakkabılarımı parlat.
They shine with a blue glow that lights up the tendrils of gas still unraveling from the supernova.
Hala süpernovadan çözülmekte olan gaz filizlerini aydınlatan mavi bir parıltıyla ışıldıyorlar.
♪ When the sun is shining through ♪
Güneş üzerimize ışıyor
Listen, if you play there, you're a small fish in a big pond but at Tree Hill, you can shine for the scouts
Eğer orada oynasaydın, büyük denizde küçük bir balık olacaktın, ama Tree Hill'de, sivrilip gözlemcilerin dikkatini çekebilirsin.