Примеры использования: sharing

We bonded over drunken sharing and painful memories.
Aci verici anilarin üzerini sarhos bir paylasimla kapattik.
But I never was good at sharing.
Ama hiçbir zaman iyi bir paylaşımcı olmamışımdır.
You know, share the driving'.
Bilirsin , Şöförlüğü bölüşmek için.
Thank you for sharing.
Paylaşımınız için çok teşekkürler.
She doesn't strike me as the sharing type.
Adria bana pek de paylaşımcı biri gibi gelmedi.
I'll get the apple, you get the peach and we'll share.
Ben elmalı, sen de şeftalili alırsın, bölüşürüz.
Isn't sharing of intimate information your thing?
Sizin olayınız mahrem bilgi paylaşımı değil mi?
How much have you been sharing with the professor?
Profesörle ne kadar paylaşımcı oluyordun
We have some sharing to do, and hunt down a few of those crocks... and turn them out into a few shrimps on the barbie...
Bazı iştirâklerimiz var ve birkaç timsah avlayıp onları Barbie'nin üzerindeki istiridyelere dönüştürüyoruz.
Sometimes two patients share one donated liver.
Bazen iki hasta, bağışlanan tek karaciğeri paylaşabilir.
What did she want that she had to come to you on the sly, she couldn't share with the group, huh?
Sana öyle gizlice gelip, diğer ekiple bir şeyler paylamak istemedi mi, ha?
I'm looking for someone to share in an adventure.
Bir serüvene iştirak edebilecek, birini arıyorum.
Actually, we should all share the moment.
Bence hepimiz bu anı paylaşmalıyız.
It's share time, Buffy.
Paylanma zamanı, Buffy.
That I made you share me with my work.
Seni işime iştirak ettiğim için...
I need to share this insight with Marge.
Bunu Marge'la paylaşmam gerektiğini hissediyorum.