Примеры использования: shared

It was a shared file.
Paylaşıma açık bir dosyaymış.
Our shared past.
Ortak geçmişimizi.
Sometimes two patients share one donated liver.
Bazen iki hasta, bağışlanan tek karaciğeri paylaşabilir.
What did she want that she had to come to you on the sly, she couldn't share with the group, huh?
Sana öyle gizlice gelip, diğer ekiple bir şeyler paylamak istemedi mi, ha?
I just wanted my share.
Sadece payımı almak istemiştim.
The house in Lincoln Park, the summer home in Boca Raton, titled in her name, spousal support of $100,000 a month, till the children reach majority, and shared custody.
Lincoln Park'taki ev Boca Raton'daki yazlık tapuları karısının adına çocuklar 18'ine gelene kadar ayda 100.000 dolar nafaka ve müşterek velayet.
I'll get the apple, you get the peach and we'll share.
Ben elmalı, sen de şeftalili alırsın, bölüşürüz.
Maybe I can get Captain Pierce to accept shared jurisdiction.
Belki Kaptan Pierce'ı yetki paylaşımına ikna edebilirim.
I'm paying my share.
Kendi payımı ödüyorum.
A sentiment shared.
Hislerimiz müşterek.
You know, share the driving'.
Bilirsin , Şöförlüğü bölüşmek için.
They must have somehow shared consciousness.
Bir şekilde bilinç paylaşımı yaşıyor olmalılar.
One shared wish that what?
Ortak niyetleri nedir?
I would seek to share drink.
içkimi paylasmak istiyorum.
It's share time, Buffy.
Paylanma zamanı, Buffy.
I'll pay my share.
Payımı ödeyeceğim.